logo

kurumsal hosting
10 Ağustos 2011

Londra’da Türk-Kürt İttifakı

İngiltere, bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından başlayan kaos ve yağma ile şok yaşıyor, bölgede yaşayan Türk ve Kürtler ise bir dayanışma içerisinde.Ellerinde sopalarla nöbet tutarak hem kendi işyerlerini hemde komşu esnafları koruyorlar.

İngiltere’nin başkenti Londra’nın kuzeyindeki Tottenham’da, 29 yaşındaki Mark Duggan’ın geçtiğimiz hafta perşembe günü çatışmaya girdiği polis tarafından öldürülmesinden sonra, cumartesi akşamı çıkan olaylar büyümeye devamediyor. Londra’yı savaş alanına çeviren ve kent sakinlerine büyük korku yaşatan yağma ve protestolar, dün Birmingham’ın ardından Liverpool ve Manchester kentlerine de sıçradı.
londra olaylar
Yağmacılar başkent Londra’da işyerlerine saldırıp, sokak ortasında silahlı soygunlara başlarken, Türk ve Kürt işçi ve işletmecilerin tavrı da tartışma yarattı. Londra’nın bazı bölgelerinde yaşayan Türk ve Kürtlerin, dükkânlarını ve mallarını göstericilerden korumak için sopalarla, döner bıçaklarıyla ve kebap şişleriyle savunma nöbeti tuttukları ifade ediliyor.

Londra’da Türk savunması! Video

video

Bu durum, sosyal paylaşımsitelerinde ve İngiliz basınında tartışma yarattı. Protestocular ve onlara destek verenler, Türklerin tavrının hukuksuz olduğunu ve işleri daha da zorlaştıracağını öne sürerek eleştirirken, bir kısımLondralı da Twitter üzerinden yayınladıklarımesajlarla Türklere ve Kürtlere teşekkür ettiklerini belirtti.

Yağmacılara karşı en büyük direnişin görüldüğü yerler olan, Crystal Palace ve Dalston bölgesinin Türk ve Kürt sakinleriyle görüşen muhabir Jasmine Coleman, İngiliz The Guardian Gazetesi’ndeki haberinde şu ifadeleri kullandı “Bağımsız hareket eden Türk ve Kürt manavlar, berberler güvenlik görevlilerinin olmadığı bir bölgedeler. İşçiler, akrabaları ve arkadaşlarıyla ellerinde sopalarla dükkânlarını koruyorlar. Bölgedeki birçok insan gösterdikleri çabadan dolayıminnettar. Ancak birçok işyeri sahibi, yağmacılarla kavga çıkması durumunda polisin kendilerini bundan sorumlu tutacağından da endişe duyuyor” diye yazdı.

Bölgedeki işletmecilerden Hüseyin Yavuz da, polisin kendilerini gözaltına almakla tehdit ettiğini ve çaresizce içeri girip ellerinde sopalarıyla beklediklerini söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen Türk bir esnaf da “20 yıllık emeğimi bu dükkâna koydum. Şimdi polis ve yağmacıların arasında kalmış durumdayım” dedi.

‘BİZ BİR AİLEYİZ’
The Guardian’a konuşan Türk berber Hüseyin Beytar da “Dükkânlarımıza sahip çıkmak zorundayız. Eğer bir tek bir camkırılırsa bu sokakta bulunan tüm Türk ve Kürtler dükkânları beraber koruyacağız. Biz bir aile gibiyiz” diye konuştu.

Saldırıların organizasyonu ‘sosyal ağlar’dan yapılıyor

Yağmacıların sosyal ağlar üzerinden organize olarak işyerlerine saldırdıkları söyleniyor. Yağmacılar özellikle, Facebook ve Twitter gibi internet sitelerini kullanıyor. Blackberry telefonunun anlıkmesajlaşma hizmeti “Blackberry Messenger”ı da yoğun şekilde kullanan yağmacılar, sokak ortasında soygunlar gerçekleştiriyor. Eli sopalı silahlı çeteler, dükkânların vitrin camlarını kapılarını kırarak soygunlar gerçekleştiriyor. Çetelerin bir başka hedefi de savunmasız siviller. İngiltere’de üçüncü gününe giren olaylarda yaşanan gaspların çok fazla olduğu tahmin ediliyor. Polis suçlamücadele için denetimimümkün olmayan Blackberry Messenger’ın bloke edilmesini istedi.

VATANDAŞLAR DA, TWITTER ÜZERİNDEN ÖRGÜTLENİYOR

Yağmacıların ardından olaylara isyan eden vatandaşlar da, dün itibarıyla sosyal ağlar üzerinden örgütlenmeye ve polise yardımcı olmaya çalıştı. Twitter üzerinden “catchalooter” isimli bir profil oluşturularak hırsızlık yapan ve gasp yapan yağmacıların gizlice çekilen fotoğrafları buradan paylaşıma konuldu. Bu şekilde yağmacıları teşhir edip polise yakalatmayı hedefleyen vatandaşlar, sokakları temizlemek için de Facebook üzerinden gruplar kurdular. Twitter’da bu amaçla #riotcleanup isminde bir profil oluşturuldu. Bu porfilden takipçilere temizlenmesi gereken bölgeler bildiriliyor. Sosyal ağlar üzerinden örgütlenen gençler sokaklarda temizlik yapmaya başladı.

İNGİLİZ BASINI

İngiliz gazeteleri, siyahi bir gencin öldürülmesiyle Londra’da başlayan ve ülke geneline yayılan yağma, kundaklama ve şiddet olaylarına bugünkü sayılarında da geniş yer verdi.

TIMES: “İNGİLİZ ŞEHİRLERİNDEKİ GÖRÜNTÜLER ÜLKE İÇİN UTANÇ VERİCİ”

Times gazetesi başyazısında “İngiliz şehirlerindeki görüntülerin Londra ve ülke için utanç verici” olduğunu yazarak, “polisin şiddeti durdurmak için her türlü aracı kullanması gerektiğini” kaydetti.

İngiltere’nin şehirlerinde yaşananların “ayaklanma” değil, “şiddet olayları” olduğunu savunan Times, Londralıların kendi mahallelerini korumaya çalıştığına dikkati çekti. Gazete yazısında, Londra’nın Dalston semtindeki Türk toplumunu örnek göstererek, “Dalston’daki Türk toplumu kendi evlerini ve iş yerlerini korumak için harekete geçti, hem kendilerinkini hem de başkalarınkini korudu” ifadesine yer verdi.

GUARDIAN, TÜRKLERİN HEM KENDİ HEM DE MAHALLEDEKİLERİN İŞ YERLERİNİ KORUDUĞUNA DİKKATİ ÇEKTİ

Guardian gazetesi, polisin tavrını değiştirdiğini ve sertleştirdiğini “Polis Sertleşiyor” manşetiyle duyururken, olayların İngiliz vergi mükelleflerine maliyetinin 100 milyon sterlini bulabileceğini aktardı.

Gazetenin olaylara ilişkin bir diğer haberinde, Türk ve Kürtlerin, Londra’nın Hackney bölgesinde saldırılar olduğunda, iş yerlerini ve çevreyi koruduklarına dikkati çekildi. Guardian, Yılmaz Karagöz’ün şu görüşlerini aktardı: “Gece 9-10 civarıydı. Çok sayıda kişi geldi. Dükkanlarımızdan çıktık, polis bir şey yapmamızı istemedi. Ancak polis bir şey yapmadı ve biz onları kovalamak zorunda kaldık. Geri geleceklerini sanmam.”

Mahallede yaşayan Debbie Mumdy’nin görüşlerine de yer veren gazete, Mumdy’nin, “Türk toplumunun bölgeyi koruması, bu bölgedeki halkı rahatlattı. Kingsland High Caddesine saldırılmamasını bu kişilere borçluyuz” sözlerine yer verdi.

DAILY TELEGRAPH : “ANARŞİ YAYILIYOR”
INDEPENDENT: “POLİS ATEŞE ATEŞLE KARŞILIK VERECEK”

Daily Telegraph gazetesi, “Anarşi Yayılıyor” manşetiyle, olayların Manchester ve Birmingham kentlerinde büyüdüğüne dikkati çekerken, Independent gazetesi “polisin ateşe ateşle karşılık verme” kararını manşetine taşıyarak, başyazısında olayların sosyal boyutunun yanı sıra siyasi anlamını irdeledi.

Gazete, 2005’te ABD’nin güney kıyılarını vuran kasırganın yıkımına yeterince hızlı müdahale edemeyen dönemin siyasileriyle hafta sonundan bu yana Londra’da yaşananları doğru anlamamakla eleştirilen İngiltere hükümetini karşılaştırdı.

İkisi arasında pek bir fark olmadığını kaydeden gazete, “Bu da İngiltere’nin Katrina kasırgası anı” yorumunu yaparak, “O zaman New Orleans’ı sellerden koruyacak settin yıkılmakta olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu Bush yönetiminin. Benzer bir sav koalisyon hükümeti için de dile getirilebilir. Cameron tatilden döndü, ama otoritesini kurma konusunda pek ikna edici değil” ifadesini kullandı.

2005 yılında Fransa banliyölerinden yaşanan isyanların “zengin kesimlerle yoksul mahallelerin birbirlerinden ayrılmış olmasıyla” açıklandığını anımsatan Independent, şunları kaydetti:

“Son olaylar İngiltere’deki bu ayrışmanın sadece coğrafi olmadığını, zihinlerde de yaşanabildiğini ortaya koyuyor. Bu gençler, zengin İngiliz kentlerinin göbeğinde yaşarken, kendilerini bu kentlerin bir parçası olarak görmüyorlar. Uyarı işaretleri de aslında yıllardır geliyordu, özellikle de Londra’da.”

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
951 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?